sorabilme(k)
Soruyordun.
İlkyaz işte. Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz. Tenhalık böyle. Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde. Beklesem hemen gelecek olduğun. Tam öyle olduğun. Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda. Kırıp dökük de olsa yanımda. Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda. O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan. Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun. Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan. İkimizdik, iki kişi değildik. Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine. Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin. Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum. Sanki bir bakıma ayrılık böyle. Karşılıklı otursak da ne zaman, masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi. Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye. Ayak bileklerimizden gerisin geriye. Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma. Gereksiz ama yalnızlık böyle.
Edip Cansever
tavsiye: John Coltrane/ "Everytime We Say Goodbye"
..everytime we say goodbye, i wonder why a little..
Resim: Woman with Apple (Elmalı Kadın)/Gizem Saka
"Biz dev bir ağacın ufacık bir yaprağı üzerindeki küçük küçük kurtçuklarız zorba. Bu küçük yaprak bizim yer yuvarlağımızdır, ötekilerde gecenin içinde sallandıklarını gördüğün yıldızlardır. Biz küçücük yaprağımızın üzerinde sürünüyor ve onu hırsla araştırıyoruz, kokluyoruz. Bize güzel kokuyor ya da kötü kokuyor.Tadına bakıyoruz, yenilebilir buluyoruz. Vuruyoruz, sanki canlı birşeymiş gibi çığlıklar atıyor. En korkusuz olan insanlar yaprağın ucuna kadar varıyorlar,bu uçtan gözlerimizle kulaklarımız açık olduğu halde kaosa eğiliyoruz. Ürperiyoruz. Altımızda ki korkunç uçurumu görüyor, dev ağacın öteki yapraklarının çıkardığı gürültüyü uzaktan uzağa duyuyor, özsuyun köklerinden yükselip yüreğimizi kabarttığını kavrıyoruz. Böyle bir uçuruma eğilmiş bir halde de bütün bedenimiz ve bütün ruhumuzla korkunun içimizi kapladığını anlıyoruz. O andan sonra artık -şey- başlar...Sustum.O hırsla sordu:"Ne başlar?""...büyük tehlike başlar Zorba, bazılarının başı dönüp sayıklar, bazıları korkup yüreklerini sağlamlaştıracak bir karşılık bulmak için çırpınır ve buna Tanrı derler; bazıları da yaprağın kenarında uçuruma sakin sakin korkusuzca şöyle der


Avludaki erik ağacı bir küçük bir küçük, benzemiyor doğru dürüst bir ağaca bile.