Monday, April 30, 2007

sürdürme(k)

üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
kare kökü de yoktur...
(Turgut Uyar)
---
Sürdürmeli mi? Werther'in dostu Wilhelm aktöre adamıdır, yani sağlam davranış bilimiyle uğraşır. Bu aktöre gerçekte bir mantıktır: ya şu, ya bu...Bunu seçersem (belirlersem) o zaman, yeniden, ya şu, ya bu: böylece sürüp gider bu iş, bu seçenek çağlayanından en sonunda arı, her türlü pişmanlıktan, her türlü titremeden arı, bir edim fışkırıncaya dek...

Charlotte'u seviyorsun: ya az çok umudun vardır, eyleme geçersin...Ya hiç umudun yoktur, vazgeçersin. "Sağlıklı" öznenin söylemi budur: ya, ya da. Ama aşık özne şöyle yanıt verir (Werther de böyle yapar): seçeneğin iki öğesinin arasına sızmaya çalışıyorum: yani: hiç umudum yok, ama gene de...

Ya da şöyle: ben inatla seçmemeyi seçiyorum, akıntıyı seçiyorum: sürdürüyorum...
Roland Barthes/Bir Aşk Söyleminden Parçalar

tavsiye: "You Know That I'm No Good"/Amy Winehouse

"I cheated myself like I knew I would ..."

Tuesday, April 10, 2007

farketme(k)

O, yalnız ağaran tanyerini görüyor ben, geceyi de
Sen, yalnız geceyi görüyorsun, ben ağaran tanyerini de.
Nazim Hikmet Ran

Hiç üşütmeyen bir sözde yaz gecesinden bakıyorsam eğer, gecenin özü maddenin üç halinden sıvıdır derim.
Gece gökyüzünden üzerimize değmeden dökülen mavi bir sıvıdır bence. Koyu mavi teneke bir boya kutusuna bakar gibi sessiz bırakır mı? bırakır. Sözsüz asla..
Belki kelimelerin tek başlarına yerlerinden çıkıp (kelimeler kullanılmadıklarında nerede bekler?) yollara düşüp bize yakın ve uzak kaldırımlardan geçmesinin her dilde onaylanmış zamanıdır bence gece.
Ortasından ay geçen bir güzel kelime…İzlerimizi belli etmeden üzerimizden yağan bir koyu yağmur olsa gece, keman sesidir..
Yağmur sonrası parke taşından bir yol üstünde aşk olsa, -olsa olsa-…tango

Ahşap bir masa üzerinde bir kol bir baş kalsan, şarabın alçalan yerinde bıraktığı izdir bence..
Bütün sözleri, bütün giysileri, kitapları, kokuları içine alan bir büyük bavuldur yatağının üzerinde.
Zamanın durduğu yalandır da,
Saat 12 de hiçbirşeyin başlamadığı andır gece…

Gündüz uyku tutmayana değil de omuzlarından döküleni gözleri kapalı görüp kimseye anlatamayana uğrayandır.
Omzuna değerse, tebessüm..
Yüzüne dokunursa, süzülendir gece.

Çünkü değmekle dokunmak fark eder..
Öylece her şeyin ortasında
12'nin sonrasında,
gece
seni fark ederse …
D.M (2004)
tavsiye: "Crazy English Summer"/Zoe Johnston/Faithless