çabalama(k)


Hani erken inerdi karanlık,
Ruhun bir ırmaktır, gülüm,
akar yukarda dağların arasında,
dağların arasından ovaya doğru,
ovaya doğru, ovaya kavuşamadan bir türlü,
bir türlü kavuşamadan uykusuna söğütlerin,
geniş köprü gözlerinin rahatlığına,
sazlıklara, yeşil başli ördeklere,
düzlüklerin yumuşak kederine kavuşamadan,
kavuşamadan ayısığına buğday tarlalarına,
ovaya dogru akar,
akar yukarıda dağların arasından,
bir yığılan bir dağılan bulutları sürükleyip,
geceleri iri iri yıldızları, taşıyarak,
dağbaşı yıldızlarını,
mavi güneşlerini de dağbası karlarının,
akar köpüklene köpüklene,
dibinde ak taşları kara taşlara karıştırıp,
akar akıntıya karşı yüzen balıklarıyla,
dönemeçlerde kuşkulu,
uçurumlara düşüp şahlanarak,
kendi uğultusuyla deli divane
akar yukarda dağların arasından,
dagların arasından ovaya dogru,
ovaya dogru, ovayı kovalayıp


Tu vois, je n’ai pas oublie La chanson que tu me chantait
Bana Elsa’yı anımsatanlar anımsatmayanlardan daha az. Kaçınılmaz. Paylaştıklarımızı değil artık, paylaşmadıklarımızı farkediyorum. Öyle çok ki artık “Bak, bizim şarkımız” diyemeyeceğim şarkılar her duyduğumda.
Okuduğum her kitapla bir yenisi ekleniyor tartışmadıklarımıza; yeni keşfettiğim lokantalar, gittiğim kentler, geceyarıları aklıma gelenler. Paylaştıklarımız kadar paylaşmadıklarımız da önemli bir yer tutuyor ama hayatımda. Anlamsız değilmiş ucuz duyarlıklar.
Farkediyorum çünkü “bizim” olmayan şarkılar.
Farkediyorum hâlâ.
Roni Margulies
tavsiye: Arid/ "Me And My Melody"
Gündüz şöyle diyordu geceye: "Çıplaktı. Pıtrak gibiydi çıplaklığı. Açıktı ağzı. Ağzını gezdim. Bir bardak su uzakta duruyordu.