Wednesday, February 13, 2008

uzaklaşma(k)

"seni uzaktan sevmek..aşkların en güzeli..alıştım hasretine, gel desen..."

Biliyorum sana giden yollar kapalı


Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni. Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi. Uyandım uyandım, hep seni düşündüm. Yalnız seni, yalnız senin gözlerini. Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım. Ben artık adam olmam bu derde düşeli. Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya. Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki. Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi. Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği. Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki.
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor. Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini. Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri. Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım. Bu böyle pek de kolay değil gerçi... Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya; Bunun verdiği mutluluk da az değil ki. Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa, Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki. İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem, Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi: Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

Cemal Süreya
tavsiye: Bat For Lashes/ "What's A Girl To Do"
When you love so long
That the thrill is gone
And your kisses at night
Are replaced with tears
And when your dreams are on a train to train wreck town
Then I ask you now, what's a girl to do?

Saturday, February 09, 2008

karıştırma(k)

Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü
(Oktay Rıfat)

Yalnızsın değil mi? dedim... kaşlarının altından bakıp beklediğini görünce de, Yani yenge menge yok? Olsa da yalnız değil misin? dedi; Sen yalnız değil misin? Orası öyle... deyip kaldım ne diyeceğimi bilemeden; Hem yalnız, hem kalabalık... bilmiyorum, karıştı işler, tam çorba! Yorma kafanı, dedi; Oluruna bırak... su yolunu bulur! Karşımda oturanın adı Su, biliyor musun? dedim aklım birdenbire binbir çağrışımla daldan dala; Yanımdakinin de Ada! Güzelmiş, dedi; Bunun adı gibi güzel... adlarıyla yaşarlar inşaallah! Biliyosun değil mi, dedi sonra sağ elinin işaret parmağındaki derin kesikte neredeyse kaybolmuş misinayı bir iki tartıp; İkisini de bırakacaksın sonunda... iki gönlü birden kıracan yani? Bence üç! dedim boğazım düğüm düğüm; kadehime saldırdım acele, öfkeli, kopkoyu kederde. Doğrusun, dedi o da uzaklarda birden; Doğrusun... Gök ağlarmış biliyo musun, gönüller ayrılınca gök ağlarmış kahrından... görmüyoz ama ağlarmış, inanırım ben. Bilmem mi!.. dedim. Sigara yaktım, kadehlerimizi doldurdum dubleleri gözetip... Su koyuyordum ki kendime, Bu beyaz da o ağlayan gökün bulutu işte! dedim; Hani mesela dedik... Hadi, gönüle!

Bedirhan Toprak

tavsiye: George Dalaras/ "Fantasy"