Wednesday, March 25, 2009

düşündürme(k)

herkesi dinle öyle karar ver… kendini dinle düşün…
buradaki “herkes” : büyük adamda “hiç kimse” demektir.
buradaki “kendini” : küçük adamda “hiç kimse” demektir.
(Özdemir Asaf)
Altı Şapkalı Düşünme Tekniği, Edward De Bono'nun 1985'te yayınlanan kitabıdır.
Beyaz şapka: Tarafsız şapkadır. Saflığı, netliği,tartışmasız olarak kabul edilen bilgileri temsil eder. Görüşülen konu ile ilgili net bilgi ve raporlar ortaya konur.
Kırmızı şapka: Kırmızı şapka, duygu sezgi ve heyecanla ilgilidir. Bir şeyden niçin hoşlanıldığı ya da hoşlanılmadığı bilinmeyebilir. Oysa birey, kırmızı şapka takıldığında hiçbir açıklama yapılmaksızın duyguları ve sezgileri söyleme fırsatı bulur.
Sarı şapka: İyimser şapkadır. O işin avantajları ortaya konulur. Övgü, olumlu görüşler
söylenir.
Siyah şapka: Kötümser şapkadır. Eleştiri, olumsuz görüşler ile görüşülen konunun riskleri, gelecekte doğuracağı problemler ortaya çıkar.
Yeşil şapka: Yenilikçi şapkadır. Konuyla ilgili alternatifler ve yeni yaklaşımlar araştırılır. Yeşil şapka takıldığında öneriler ileri sürülür, yeni görüş ve öneriler ortaya konur. Karar konusuna ilişkin değişiklikler, yaratıcı ve yeni fikirler ve bugüne kadar düşünülmemiş seçenekler ortaya atılır.
Mavi şapka: Serinkanlı şapkadır. Düşünce sistematize edilir. Mavi şapka düşünce sürecini gözden geçirmek ve karar vermek için kullanılır. Mavi denizin, gökyüzünün, serinkanlılığın rengidir. Bütün tartışılanlar üzerinde düşünülür ve artık karar verilir.
tavsiye: Joe Cocker/ "You Can Leave Your Hat On"

Friday, March 13, 2009

zamanlama(k)

Ve işte bir dip balığı su boşluğunda,
Çırparaktan yüzgeçlerini,
Hiç kimseye uymayan bir mevsim öneriyor...
(Edip Cansever)


















Ocak Uskumru lüfer palamut istavrit lezzetini korur. Kefal ve hamsi tam yağlı durumdadır. Çinekop kofana ve mezgit ise pazarlarda kolayca bulunur. Tekir ve kırlangıç; bolca avlanır. Barbunya kılıç ve mercan az tutulur. Şubatta başlayan kalkan mevsimi mayıs ayı sonuna kadar devam eder. Tekir bolca çıkar. Uskumru lüfer palamut ise yağını kaybetmeye başlar. Gümüşbalığı ve kefal lezzetle yenir. Mart Kefal levrek ve kalkanın en lezzetli zamanıdır. Uskumru çiroz olmaya yüz tutmuştur; tavası ve pilakisi yapılabilir. Gümüşbalığı fazlaca çıkmaya başlar. Lüfer ve palamut yağını kaybettiğinden sadece tava ve pilaki yapılmaya elverişlidir. Kofananın ise ızgarası olur. Tekir lezzetlidir. Nisan Kalkanın en bol zamanıdır. Mercan levrek kılıç ve kırlangıç bolca çıkmaya baslar. Bu nedenle diğer aylara göre daha ucuzdurlar. Ancak kılıç çok lezzetli değildir. Gümüşbalığı, kefal, mezgit, tekir ve barbunya çok tutulur. Eşkina bu ayda görülür.Mayıs Levrek, barbunya, dil balığı, tekir kılıç ve iskorpit zevkle yenir. Fazlaca çıktığından her ün pazarlarda bulmak mümkündür. Uskumru torik palamut hamsi ve istavrit yağlarını kaybetmişlerdir. Kefal ise lezzetlidir. Haziranda balık az tutulur. Dip balıkları yumurtalarını dökmüş olduklarından dağınık gezerler. Bu nedenle balıkçılık açısından verimsiz bir aydır. Tekir, barbunya, mercan, levrek ve eşkina bulunur; ama pahalıdırlar. Temmuz Mevsimi başlayan sardalya, ekim ortasına kadar lezzetini sürdürür. İstavrit ile uskumru kızartmaya ve haşlamaya elverişlidir. Tekir ve barbunya lezzetli kefal ise lezzetsizdir. Ağustos Çingene palamutu mevsimi açılır. Boyu uskumru kadar ya da biraz daha iridir. Sardalyanın en lezzetli zamanıdır. Ağustos ayında kılıcın tadına doyum olmaz, izmarit lezzetini bulmuştur. Kefal tavsiye edilmez. Eylül Sardalya ve kılıç lezzetlidir. Palamut irileşir her türlü pişirmeye elverişlidir. Lüfer bu dönem pahalıdır istavrit ve kırlangıç bolca çıkar. Ekim Geçici balıkların yazın Karadeniz'de beslenip Marmara'ya göçe başladıkları dönemdir. Bu nedenle bol miktarda balık çıkar. Uskumru turfanda olarak kendini gösterir. Lüfer tam lezzetini kazanmıştır istavrit yağlanmıştır. Palamut bolca çıkar. Tekir, barbunya, kılıç, levrek, mercan, sardunya, eşkina, torik, izmarit gibi balıkları ucuz almak mümkündür. Kasım uskumrunun en iyi zamanıdır. Torik akışı başlamıştır. Pisinin en lezzetli olduğu aydır. Ekim ayında bol bulunan ve lezzetli olan balıklar kasım ayında da vardır. AralıkUskumru lüfer palamut ve torik yağlı olduklarından her türlü pişirilebilirler. Hamsi lezzetlidir. Tekir bol bulunur.

tavsiye: George Shearing/ "Summertime"

Summertime and the livin' is easy..Fish are jumpin' and the cotton is fine..Oh your daddy's rich and your ma is good lookin'..So hush little baby, dont you cry...

Friday, March 06, 2009

duyabilme(k)

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan, Güneş kucağındadır, bilemezsin. Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür, Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın. Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın. Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
(W. Shakespeare)
(...)Hızlı hızlı yürüyen Siddhartha, "Ne sağır, ne körmüşüm," diye geçirdi içinden. "Anlamını çıkarmak istediği bir yazıyı okuyan biri, işaretleri ve harfleri küçümsemez, yanılsama, rastlantı ve değersiz bir kabuk diye bakmayıp okur, inceler ve sever onları, her harf karşısında böyle davranır. Oysa dünya kitabını ve kendi varlığımın kitabını okumak isteyen ben ne yaptım, önceden varsaydığım bir anlam uğrunda işaretleri ve harfleri hor gördüm, görüngüler dünyasına yanılsama dedim, kendi gözümü ve kendi dilimi nasılsa var olmuş değersiz nesneler saydım. Olamaz böyle şey, geride kaldı bu, artık uyandım, gerçekten uyandım ve ancak bugün açtım dünyaya gözlerimi."
Siddartha aklından bunları geçirirken durdu yeniden, birden durdu, yolun üzerinde uzanmış yatan bir yılanla karşılaşmış gibiydi tıpkı. Çünkü ansızın bir şeyi daha anlamıştı: Onun, gerçekten uykudan uyanan ya da dünyaya gözlerini yeni açan Siddartha'nın yaşamına yeniden başlaması gerekiyordu(...)

Herman Hesse/ Siddartha
tavsiye: Jacqueline du Pré/ "The Carnival of the Animals"

Tuesday, March 03, 2009

yüzdürme(k)

Bay Keuner bir vadinin içinde yürüyordu ve birden ayaklarının su içinde olduğunu farketti. İçinde yürüdüğü vadinin gerçekte bir boğaz olduğunu ve denizin kabarma zamanının yaklaştığını anladı. Çevresinde bir sandal bulma umuduyla bakınacak kadar durdu olduğu yerde. Çevrede göze görünen bir sandal olmadığını gördüğünde yitirdi umudunu, umudunu suyun yükselmemesi isteğine bağladı. Su boyu gırtlağına geldiğinde bu umudunu da yitirmiş ve yüzmeye başlamıştı. Anlamıştı ki, kendisi bir sandaldı.
Bertolt Brecht
-Deniz karıştı, dedi, sağlama almalı seni.
Deryaya güven olmaz.
Sanki, yanıbaşında biriyle dertleşiyormuş gibi konuşuyor kayığıyla. Palamarlarda, ıskarmozlarda gidip geliyor elleri. Çıpaya uzanıyor. Uzanır gibi bir buluta.
Neden sonra, "Şimdi korkma!" diyor, eğilip kayığın kulağına. İtip bulutu, inip kalkan dalgaları. Göğü, kuşları. Böyle karantinaya alıp denizin üstünü, sonra bizim yanımıza gelip duruyor.
Artık hiçbir şey olmaz bizim ihtiyara, diyor.
Eline yüzüne karışmış akşamı silkiniyor.

İlhan Berk /(Kayık)

tavsiye: Beatles/ "Yellow Submarine"

We all live in our yellow submarine...!